Kürdistan Gaz Projesi’ne ilişkin veriler tek kelimeyle çarpıcı. Uluslararası denetim ve danışmanlık firması PwC’nin (PriceWaterhouseCoopers), Pearl Petroleum bünyesinde yürütülen Kürdistan Gaz Projesi’ne dair hazırladığı son değerlendirme raporu, ilk bakışta hayali görünecek kadar büyük rakamlar içeriyor.
2008–2035 yılları arasında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) 660 milyar dolarlık katkı, Kürdistan Bölgesi Hükümeti için 98 milyar dolarlık yakıt tasarrufu, 2035 yılına kadar 246.900 istihdam fırsatı ve 192 milyon ton karbondioksit (CO2) emisyonunun engellenmesi.
Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin kamu çalışanlarının maaşlarını dağıtabilmesi için aylık yaklaşık 700 milyon dolara ihtiyacı var.
Her ne kadar Irak’taki yeni hükümet bu ödemelere bağlı olduğunu beyan etse ve bir önceki hükümet bu konuda geçmişe oranla daha yapıcı bir tutum sergilemiş olsa da, 2015-2025 yılları arasındaki tablo oldukça sarsıcıdır.
Kürdistan Bölgesi’ndeki memurlar, toplam 132 ayın yalnızca 70’inde maaşlarını tam olarak alabildi. 44 ay boyunca maaşlarda yüzde 18 ile yüzde 75 arasında kesinti yapıldı, 18 ayda ise hiç ödeme yapılamadı. Bu süreçte biriken kümülatif maaş borcunun yaklaşık 21 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Bu rakamı biraz daha yakından inceleyelim; bir on yıl içinde bir milyondan fazla kamu çalışanına ödenemeyen 21 milyar dolarlık bir borçtan bahsediyoruz.
Şimdi, PwC’nin yeni yayımlanan raporundaki bir başka veriye bakalım.
2008 ile 2025 yılları arasında proje, elektrik santrallerine motorin ve fuel-oil yerine doğal gaz sağlayarak Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ne yalnızca yakıt maliyetinde yaklaşık 38,3 milyar dolarlık bir tasarruf sağladı. Bu miktar tek başına, on yılı aşkın süredir biriken tüm maaş borçlarının yaklaşık iki katına eşdeğerdir.
Kürdistan Gaz Projesi’nin 2008 yılında elektrik santrallerine yakıt tedarikine başlamasından önce, hükümet elektrik üretimini motorin ve fuel-oil gibi ağır yakıtlarla sağlıyordu. Bu yöntemle elektrik üretmek yalnızca çevreyi ciddi şekilde kirletmekle kalmıyor, aynı zamanda yıkıcı bir maliyet doğuruyordu. Bu yöntemle üretilen her megavat/saat elektriğin maliyeti, doğal gaz ile üretilenin katbekat üzerindeydi.
Dizel kullanımından doğal gaza geçiş, tüm sistemi kökten değiştirdi. 2025 yılı itibarıyla Pearl’ün sağladığı gaz, Kürdistan Bölgesi’nde üretilen toplam elektriğin yüzde 80’inden fazlasını karşılamaktadır. Hükümetin dizel yakıt yakmamasından elde ettiği toplam tasarruf, 18 yılda 38,3 milyar dolara ulaşmıştır. Bu da yıllık yaklaşık 2,1 milyar dolar, aylık ise 175 milyon dolar tasarruf anlamına gelmektedir. Daha somut bir ifadeyle; aylık 700 milyon dolarlık toplam maaş yükünün yaklaşık dörtte birine denk gelen bir finansal tasarruf, yalnızca bu gaz projesi sayesinde sağlanmıştır.
PwC raporundaki bir detay, bölgedeki sosyal dönüşümün boyutunu gözler önüne seriyor. 2000’li yılların ortasında Erbil’deki aileler günde ortalama sadece iki saat ulusal şebekeden elektrik alabiliyordu.
Ancak hükümet verileri, 2025 yılı itibarıyla "Ronaki" (Aydınlık) Projesi kapsamında Kürdistan Bölgesi’nde 4,5 milyondan fazla kişinin 24 saat kesintisiz elektriğe kavuştuğunu gösteriyor. Hükümetin hedefi, 2026 yılı sonuna kadar bu hizmeti tüm hanelere ulaştırmaktır.
Peki, bu değişim mahalle düzeyinde neyi ifade ediyor? Süleymaniye’de daha önce günde sadece birkaç saat çalışabilen bir fırının artık gece gündüz üretim yapabilmesi; Erbil Sanayi Bölgesi’nde günde 22 saat atıl kalan küçük bir plastik fabrikasının artık kesintisiz bir üretim döngüsüne girmesi demektir.
Kürdistan Yatırım Kurulu’nun kurulduğu 2006 yılından bu yana, resmi verilere göre yatırım projelerine yaklaşık 80 milyar dolarlık lisans verildi. PwC’nin analizine göre, Pearl Petroleum tek başına 2008-2025 yılları arasında GSYH’ye 240 milyar dolarlık bir katkı sağladı; bu da Kürdistan Bölgesi genelinde yapılan tüm diğer yatırımların toplamının üç katıdır.
Pearl, yatırımlar arasında yalnızca bir yatırım değil; diğer tüm yatırımların üzerinde yükseldiği temel altyapıdır. Elektrik arzı güvence altına alınmadan fabrika kurmanın, inşaat yapmanın veya ticari binalar inşa etmenin bir karşılığı yoktur.
Raporda 2026-2035 yılları arası için öngörülen 246.900 kişilik istihdam, sadece bir tablodaki kuru bir rakam değildir.
PwC, raporunda Kor Mor istasyonu yakınlarındaki Şeyh Hamid köyünde yaşayan Şaxewan Omer’i örnek veriyor. Şaxewan, 2015 yılında istasyonda yevmiyeli bir işçi olarak çalışmaya başladı. On yıl sonra bugün Şaxewan, Pearl Petroleum’a ve diğer şirketlere hizmet sağlayan, Kadir Kerem ve çevre bölgelerden yüzlerce işçiyi istihdam eden bir müteahhitlik şirketinin sahibidir.
Bu ölçekte bir istihdam yaratımı, Kürdistan Bölgesi’ndeki yüz binlerce ailenin geleceğini ve yaşam standartlarını kökten değiştirmektedir.
Ayrıca şirketteki kadın istihdamı 2018-2025 yılları arasında yüzde 511 oranında artmış; kadınlar daha önce bu bölgelerde örneğine rastlanmayan mühendislik ve denetim pozisyonlarında görev almaya başlamıştır.
Çevresel açıdan ise projenin hayata geçmesiyle 192 milyon tonluk karbondioksit salınımının engellenmesi, PwC’nin vurguladığı en kritik noktalardan biridir. Bu rakam, bir yıl boyunca 44 milyon aracın trafikten çekilmesine eşdeğerdir. Ancak Erbil ve Süleymaniye halkının bizzat hissettiği gerçek çevresel fayda, solunan havadaki dizel dumanının yok olmasıyla ölçülmektedir.
2026-2035 yılları arasında Pearl, Kor Mor ve Çemçemal sahalarının genişletilmesini de kapsayan 10,2 milyar dolarlık ek bir yatırım yapmayı planlıyor. Bu hamleyle gaz üretim kapasitesi günlük 750 milyon ayak küpten 1,65 milyar ayak küpe çıkarılarak iki katından fazla artırılacak. Ayrıca plana göre, 2029 yılından itibaren günlük 100.000 varil hedefiyle petrol üretimine de başlanacak.
PwC’nin önümüzdeki on yıla dair projeksiyonları; GSYH’ye 420 milyar dolar katkı, hükümet için 59,9 milyar dolar ek yakıt tasarrufu ve 193.000 yeni istihdamı içermektedir. Yakıt giderlerindeki yıllık yaklaşık 6 milyar dolarlık bu azalma, hükümetin mali yükünü hafifleterek ekonomik altyapıya daha fazla yatırım yapabilmesinin önünü açacaktır.
Yakın zamanda yaşanan İran-ABD gerilimi ve küresel çapta yakıt ile elektrik fiyatlarında yaşanan krizler, enerjinin makul fiyatlarla arz edilmesinin sadece ekonomik değil, doğrudan bir milli güvenlik meselesi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Omer Ahmed, Rûdaw Medya Grubu Ekonomi Masası müdürüdür
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
