Erbil (Rûdaw) - Irak Kızılayı, nehirlerde giderek artan kirliliğe karşı uyarılarda bulunarak, atık su arıtma tesislerinin büyük bölümünün işlevini yitirdiğini açıkladı. Çevre Bakanlığı verilerine göre ise her gün 6 milyon metreküp kanalizasyon suyu doğrudan nehirlere karışıyor.
Rûdaw'a konuşan Irak Kızılayı İnşaat ve İyileştirme Bölümü Müdürü Newar Abdulkadir, ülke genelindeki su krizinin geldiği tehlikeli boyuta dikkat çekti.
Irak genelindeki 72 büyük atık su arıtma tesisinden yalnızca yüzde 20 ile 30'unun aktif olarak çalıştığını belirten Abdulkadir, içme suyu kirliliğinin temelinde üç ana faktörün yattığını ifade etti:
- Bakım ve onarım için yeterli bütçenin ayrılmaması.
- Hızlı nüfus artışının tesisleri kapasitelerinin üzerinde çalışmaya zorlaması.
- Plansız kentleşme nedeniyle yeni yerleşim yerlerindeki kanalizasyon sularının doğrudan nehirlere deşarj edilmesi.
Irak'ın "kirlilik" haritası
Newar Abdulkadir, ülkedeki su kirliliğinin yoğunlaştığı bölgeleri 5 ana başlıkta haritalandırdı:
- Medain Bölgesi: Bağdat'ın güneyinde Dicle ile Diyala nehirlerinin birleştiği nokta olan bu bölge, "Diyala nehrindeki kirliliğin merkezi" olarak nitelendiriliyor.
- Kut (Aziziye ve Suveyre): Kirlilik nedeniyle bu bölgelerde her yıl kitlesel balık ölümleri yaşanıyor.
- Orta Fırat: Bölgedeki tarım arazilerinde kalitesiz gübre ve nitröz maddelerin kullanımı nedeniyle kirlilik ağırlıklı olarak kimyasal boyutta.
- Bataklıklar (Ahvar): Irak'ın dünyaca ünlü sulak alanları, atık suların kurbanı olmuş durumda.
- Basra: Nehirlerin son durağı olan Basra, Dicle ve Fırat'ın taşıdığı tüm zehir ve atıkların biriktiği ana merkez konumunda.
"Kanser ve doğumsal anomalilerin ana nedeni tıbbi atıklar"
En tehlikeli kirlilik türünün tıbbi atıklar olduğunun altını çizen Abdulkadir, "Bu atıklar, arıtılması son derece güç olan (POP) gibi kalıcı ve tehlikeli organik kirleticiler içeriyor. Bu kimyasallar toprağa, oradan tarım ürünlerine ve içme suyuna geçiyor. Irak'ın güneyinde artan kanser vakalarının ve doğumsal sakatlıkların başlıca sebebi budur" ifadelerini kullandı.
Irak Çevre Bakanlığı'nın resmi verilerini de paylaşan Abdulkadir, her gün 6 milyon metreküp evsel atık ve şehir kanalizasyon suyunun hiçbir filtreleme işlemi görmeden doğrudan nehirlere döküldüğünü vurguladı.
Irak Kızılayı olarak MBR teknolojisiyle çalışan küçük ölçekli arıtma tesisleri kurarak, gezici sağlık ekipleriyle ve bilinçlendirme kampanyalarıyla zararı en aza indirmeye çalıştıklarını aktaran Abdulkadir, "Ancak köklü bir çözüm için su ve kanalizasyon altyapısının tamamen yenilenmesi şart. Bu da siyasi bir irade ve devasa bir devlet bütçesi gerektiriyor" dedi.
"Kurşun oranı artarsa karaciğer ve böbrek kanseri yapıyor"
Rûdaw'a konuşan Su Kirliliği Uzmanı Dr. Abdullah Hamad ise, kirli suyun insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.
Kirlenmiş suyun insan, hayvan ve bitki ekosisteminde büyük hasara yol açtığını belirten Dr. Hamad, "Atıklar yoluyla nehirlere ve içme sularına karışan en tehlikeli ağır metaller kadmiyum, kurşun ve arseniktir. Bu metaller insan vücudunda normalde eser miktarda bulunsa da oranları arttığında ölümcül hastalıklara kapı aralar" şeklinde konuştu.
Kurşun maddesi üzerinden örnek veren Dr. Hamad, "Kurşun, sinir sisteminin fonksiyonları için vücutta bulunur. Ancak seviyesi anormal derecede yükseldiğinde önce odaklanma sorunlarına ve halsizliğe, ilerleyen evrelerde ise karaciğer ve böbrek kanserine neden olabilir" uyarısında bulundu.
.jpg&w=3840&q=75)