Crescent Petroleum CEO'su ve Dana Gas İcra Kurulu Başkanı olan Mecid Cafer, aynı zamanda Kürdistan Bölgesi'ndeki Kor Mor ve Çemçemal gaz sahalarının arkasındaki güç olan Pearl Petroleum konsorsiyumuna liderlik ediyor.
Rûdaw’a özel bir mülakat veren Mecid Cafer, "Çemçemal'e çok daha fazla yatırım yapacağız. İlk büyük aşamada 2 milyar dolarlık bir yatırımı planlayabiliriz" dedi. Cafer, 2007 yılında Süleymaniye'nin Çemçemal bölgesinde başlattıkları yatırımların toplam tutarının bugüne kadar 4 milyar dolara ulaştığını belirtti.
10 Haziran 2026 tarihinde Washington’da Rûdaw Temsilcisi Diyar Kurda’ya konuşan Cafer, PwC tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarını da paylaştı. Cafer, "Yapılan 4 milyar dolarlık yatırımın ekonomik ve sosyal etkilerine bakıldığında; çok sayıda istihdam yaratıldığı görülüyor. Gaz üretimi hükümete büyük mali kazanç sağladığı için bu yatırım, yakıt maliyetlerinde yaklaşık 40 milyar dolarlık bir tasarruf sağladı ve Kürdistan Bölgesi ile Irak’ın toplam GSYH’sine (GDP) 250 milyar dolarlık bir katkı sundu" ifadelerini kullandı.
Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile 2007'de enerji alanında başlattıkları ortaklığın tarihi bir adım olduğunu vurgulayan Cafer, "1958 yılından gaz üretimine başladığımız 2008 yılına kadar, Kürdistan Bölgesi’nde 50 yıl boyunca hiçbir yeni elektrik üretimi yapılmamıştı ve Irak'taki ardışık hükümetler bölgeyi elektrik konusunda federal hükümete bağımlı bıraktı. Bu proje sayesinde durum değişti; artık Kürdistan Bölgesi Irak'a bağımlı olmak yerine, Irak Kürdistan Bölgesi’nden elektrik satın alıyor, yakında gaz da almaya başlayacak" dedi.
Crescent Petroleum CEO'su ve Dana Gas İcra Kurulu Başkanı olan Mecid Cafer ile yapılan röportajın tam metni:
Rûdaw: Mecid Cafer, Washington’daki stüdyomuza hoş geldiniz.
Mecid Cafer: Teşekkür ederim, sizlerle olmaktan mutluyum. Öncelikle Bağdat’taki meslektaşınız Helkewt Aziz’in vefatı nedeniyle derin üzüntülerimi ve taziyelerimi iletmek istiyorum. Tüm Rûdaw ekibine başsağlığı dilerim. Ayrıca Rûdaw’a, burada Washington’da yürüttüğü harika habercilik için teşekkür ederiz. Dünyanın her yerinden sizi takip ediyoruz; Kürdistan Bölgesi ve Irak meselelerini, Beyaz Saray dahil olmak üzere gündemin merkezinde tutuyorsunuz. Size çok teşekkürler.
Rûdaw: Çok teşekkürler. Bölgedeki son gelişmelerle başlayalım. Şubat ve Mart aylarında bozulan güvenlik durumunun ardından, Nisan ayında tam kapasite üretime yeniden başladınız. Personelinizi ve tesislerinizi korumak için ne gibi özel önlemler aldınız?
Mecid Cafer: Kuşkusuz tüm Ortadoğu için zorlu bir dönemdi. Bölge ülkeleri tarihte ilk kez bu çapta bir savaşın parçası oldu. Özellikle Irak; ABD, İsrail ve İran destekli milisler tarafından her yönden saldırıya maruz kaldı. Durumu günde birkaç kez anlık olarak takip ettik. Tabii bizim savaş öncesinde de 11 kez saldırıya uğramış bir geçmişimiz vardı. Üretim seviyeleri ve personel güvenliği protokollerinde gerekli adımları attık. Bu süreçteki koordinasyon ve destek için teşekkür ederiz. Gelecek yıl Kürdistan Bölgesi’ndeki 20. yılımızı kutlayacağız. Bu uzun vadeli bir ortaklık. Bu nedenle Kürdistan Bölgesi Hükümeti liderliğine, Süleymaniye yerel yetkililerine ve Irak hükümetine destekleri için teşekkür ediyoruz.
Rûdaw: Irak hükümetinden bahsettiniz. Bağdat son zamanlarda Kürdistan Bölgesi’ndeki enerji altyapısını korumak için daha fazla destek sözü verdi. Erbil, Bağdat ve özel sektör arasındaki mevcut güvenlik koordinasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mecid Cafer: Bizim durumumuzda, çok şükür, çok iyi bir koordinasyon ve gerçek bir ortak çaba var. Peşmergeye ve iç güvenlik güçlerine (Asayiş) teşekkür ediyoruz. Ayrıca önceki hükümet döneminden beri Kor Mor’u hava savunma sistemleriyle koruyan ve bu hükümet döneminde de desteğini sürdüren Irak Federal Hükümeti’ne müteşekkiriz. Bu sayede üretime devam edebildik. Sanırım artık herkes bu tesisin sadece Kürdistan Bölgesi için değil, Irak’ın geneli için de ucuz elektrik sağlayan kritik bir altyapı olduğunu kabul ediyor. Geçmişte saldırıya uğradığımızda tüm Iraklı tarafların ve uluslararası toplumun bunu kınaması, buranın temel bir ihtiyaç olduğunun kanıtıdır.
Rûdaw: Bu saldırıların çalışmalarınızı olumsuz etkilediğini biliyoruz. Yıl başındaki kesintiler ciddi elektrik azalmasına neden oldu. Kürdistan Bölgesi’nin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 80’ine yakıt sağlayan bir şirket olarak, güvenlik zorlukları ile halka enerji sağlama sorumluluğu arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Mecid Cafer: Bu sorumluluğu çok ciddiye alıyoruz ve birinci önceliğimiz budur. Üretimi durdurduğumuzda veya azalttığımızda biz de zarar ediyoruz; bu bizim çıkarımıza değil. Ancak halkın temel elektrik ihtiyacını sağlamayı görev biliyoruz. Geçmişte hükümetle ödeme sorunları yaşadığımızda bile üretimi asla durdurmadık. Savaş dönemindeki kısıtlamalarımız tamamen tesislerin ve orada çalışan insanların can güvenliğini korumak içindi. Çok şükür, diğer şirketler Kürdistan Bölgesi’ni terk ederken bile biz üretimi belirli bir seviyede tutmayı başardık. Maalesef bu savaşta tüm Ortadoğu ’da enerji altyapısı hedef alındı, buna daha önce hiç yaşanmamış şekilde Birleşik Arap Emirlikleri de dahil. Grup şirketlerimizden birinin BAE’de faaliyet gösterdiği bir liman saldırıya uğradı. Bölge için eşsiz zorlukta bir zamandı ama Kürdistan Bölgesi ve Irak hükümetleri ile ortaklaşa bu süreci atlattık. Umuyoruz ki daha iyi günler bizi bekliyor.
Rûdaw: Tüm bu zorluklara rağmen ilerleme kaydettiniz. KM250 projesinden bahsedelim; bu genişleme Kor Mor’un kapasitesini günlük 750 milyon fit küp gaza çıkardı. Bu ek miktar şebekeye nasıl dahil ediliyor ve etkisi ne oldu?
Mecid Cafer: Bu ortaklıktan ve gaz üretimindeki artıştan gurur duyuyoruz. "Aydınlık Projesi" (Ronaki), 2026 yılı itibarıyla Kürdistan Bölgesi’ne 24 saat kesintisiz elektrik sağlama hedefi güden harika bir girişimdir. Bu; fiyat reformu, israfın azaltılması ve akıllı sayaç sistemiyle mümkün oluyor. Bunlar yıllar önce BAE’de yapılan ve elektrik arzını başarıya ulaştıran adımlardı. Dubai’de elektrik ve su idaresi borsaya kote bir şirket haline geldi. Bu yüzden ortaklığımız ortak hedefler için çok önemli.
Rûdaw: Ayrıca Pearl Petroleum, Çemçemal sahasının geliştirilmesi için 160 milyon dolar ayırdı. Bu sahanın uzun vadeli kapasitesini Kor Mor ile kıyasladığınızda nasıl görüyorsunuz?
Mecid Cafer: Belirttiğiniz gibi, Çemçemal için başlangıç projesi 160 milyon dolardı. Kor Mor 250 projesi ise Kovid ve saldırılar nedeniyle uzadığı için toplamda 1.2 milyar dolara mal oldu. Çemçemal'deki bu yeni proje; üç kuyu açılmasını, sismik araştırmaları ve sahanın potansiyelinin değerlendirilmesini kapsıyor. Başlangıçta günlük 80 ila 100 milyon fit küp üretim olacak, ardından aşama aşama artırılacak. Nihai kapasiteyi şu an söylemek zor ancak Kor Mor gibi Kürdistan Bölgesi ve tüm Irak için devasa bir üretim sahası olacağı konusunda çok iyimseriz.
Rûdaw: Bu yatırımların yanı sıra, Çemçemal gazının çimento ve demir fabrikalarına sağlanması için 10 yıllık bir sözleşme imzaladınız. Bu adım Kürdistan’ın sanayi gelişimi ve ekonomik özyeterliliği için ne anlama geliyor?
Mecid Cafer: Çok yerinde bir soru. Bu yeni aşamadan dolayı çok heyecanlıyız. 2007'den bu yana toplam 4 milyar dolar yatırım yaptık. İlk önceliğimiz her zaman Kürdistan Bölgesi'nin elektrik ihtiyacıydı, sonrasında diğer pazarları aradık. Sanayi çok önemli çünkü daha fazla istihdam ve yatırım yaratıyor.
Sanayide iki bölüm var: Mevcut fabrikalar (çimento, demir vb.) ve yeni yatırımlar. Eskiden kirli ve pahalı olan fuel-oil kullanan bu fabrikaların gaza geçmesi hem ekonomik hem çevresel bir kazançtır. Bu ilk sözleşmeler başlangıçtır; yeni alıcılarla daha fazlasını imzalayacağız.
Daha önce kamuoyuna açıklamadığımız bir bilgiyi ilk kez burada, Rûdaw’da açıklıyorum: PwC (PricewaterhouseCoopers) aracılığıyla yaptığımız bir etki analizi; 4 milyar dolarlık yatırımımızın çok ciddi istihdam yarattığını, yakıt maliyetlerinde 40 milyar dolar tasarruf sağladığını ve bölge ekonomisine 250 milyar dolarlık GSYH katkısı sunduğunu kanıtladı. Yerel düzeyde şuna şahit oldum: Sahalarımızda işçi olarak başlayan yerel insanlar, şimdi kendi işlerini kurup 50-100 kişiye istihdam sağlıyorlar. Önce elektriği getirdik, köylere 24 saat enerji sağladık, sonra istihdam yarattık. Şimdi sanayi odağımızda ve hükümetin bu konudaki desteği tam.
Rûdaw: Bu sözleşmeler Çemçemal’i Bazyan sanayi koridoruna bağlayacak 40 kilometrelik yeni bir boru hattına dayanıyor. Proje 2027 hedefi için takvime uygun ilerliyor mu?
Mecid Cafer: Bu boru hattı projesini biz değil, Kürdistan Bölgesi Hükümeti denetimindeki yerel şirketler yürütüyor. Ancak iyi ilerlediğini biliyoruz ve tamamlanacağından eminiz.
Rûdaw: Irak'ın enerji geleceğine dönelim. Erbil ve Bağdat, Ceyhan hattı üzerinden petrol ihracatının yeniden başlaması için anlaştı. Bunu kalıcı bir ilerleme mi yoksa geçici bir düzenleme mi olarak görüyorsunuz?
Mecid Cafer: Biz ham petrol üretmediğimiz için (gaz, LPG ve kondensat üretiyoruz) bu konuda doğrudan taraf değiliz ancak daha iyi bir iş birliği ümit ediyoruz. Maalesef önceki anlaşmalar her iki tarafın istediği gibi tam uygulanmadı. Yeni hükümetle daha kolay bir yol bulunmasını umuyoruz. Rejimin yıkılmasından 23 yıl sonra bile Irak’ta hala bir Petrol ve Gaz Yasası’nın olmaması büyük bir boşluk.
Rûdaw: Bu durum sizi etkiliyor mu?
Mecid Cafer: Doğrudan hayır ama bu durum iki hükümet arasındaki bütçe gibi konularda belirsizliği artırıyor. Her bütçe döneminde bu kadar büyük tartışmalar yaşanmamalı. Eğer anayasaya uygun bir gelir paylaşımı yasası olsaydı, herkes kendi payını bilirdi. Payınızı bildiğinizde "pastayı nasıl büyütürüz" diye düşünürsünüz, bilmediğinizde ise çatışma çıkar. Umuyoruz ki Bağdat’taki mevcut hükümet ve Erbil’de kurulacak yeni hükümet bu temel sorunları çözer; zira bu durum yatırımcı güveni için de elzemdir.
Rûdaw: Iraklı yetkililer, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilime karşı Kürdistan-Türkiye boru hattına bağımlılığı artırmaktan bahsetti. Kürdistan’ın enerji altyapısı Irak’ın genel enerji güvenliği için ne kadar kritik?
Mecid Cafer: Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık, dünyanın gördüğü en büyük enerji krizidir. Petrol, gaz, gübre ve helyum üretiminin yüzde 20’sini etkiledi. Dünya şimdi Hürmüz’e alternatif yollar arıyor. Irak ihracatının büyük kısmını Basra üzerinden yapıyor ancak kuzey coğrafyası ve iki boru hattı var. Bunlar kapasitesinin altında çalışıyor. Kürdistan Bölgesi’ndeki üretim de savaş nedeniyle tam kapasite değil. Irak Başbakanı geçtiğimiz günlerde enerji şirketleriyle güven tazeleme toplantısı yaptı. Irak’ın güneyden kuzeye yeni boru hatlarına ihtiyacı var. Irak, Suudi Arabistan'dan sonra bölgedeki en büyük üretici olarak buna mecbur. Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin bu hafta, "Eğer Hürmüz bu ay açılmazsa, Irak bir ay içinde maaş ödemede sorun yaşar" dedi. Bu bir krizdir ve Irak’ın elindeki coğrafi avantajı kullanarak seçeneklerini artırma vaktidir. Kürdistan Bölgesi bu stratejinin anahtarıdır.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi yerel gaz kullanımında ciddi yol kat etti ancak Irak hala "eşlik eden gazın" yakılması sorunuyla boğuşuyor. Kürdistan deneyiminden hangi dersler çıkarılabilir?
Mecid Cafer: En önemli ders; özel sektörü güçlendirmek ve her şeyi devlet eliyle yönetmeye çalışmamaktır. Biz bunu başardık. Kürdistan Bölgesi’nin gaz ihtiyacını yüzde 100 özel yatırımla karşıladık. 4 milyar dolarlık yatırımımızda hükümetin bir sentlik bile payı yok, tamamen özel sektör sermayesi. Bölgenin elektrik için gaz ihtiyacı 350-400 milyon fit küp, yazın 500’e çıkıyor. Biz 800’e kadar üretim kapasitesi kurduk. Yani hem bölgeye hem sanayiye yetecek gazımız var. Irak federal hükümeti de zaten bizim sağladığımız gazla çalışan santrallerden elektrik satın alıyor. İnşallah yakında doğrudan gaz sevkiyatı da başlayacak.
Rûdaw: Yatırımcılar için ödeme öngörülebilirliği çok önemli. Mevcut ödeme mekanizmasından memnun musunuz?
Mecid Cafer: Zorluklar yaşadığımız bilinen bir gerçek.
Rûdaw: Hala devam ediyor mu?
Mecid Cafer: Evet. Dana Gas halka açık bir şirket olduğu için bunu şeffafça paylaşıyoruz. Maalesef ödemelerimizde üç yılı aşkın süredir ciddi gecikmeler var. Bu durum, Kürdistan Bölgesi Hükümeti alıcı olduğunda, kapasite artırımı için yeni finansman bulmayı zorlaştırıyor. Ancak sorunu çözmek için hükümetle çalışmaya devam ediyoruz. Üretimin önemi burada ortaya çıkıyor; gaz sadece elektrik değil, sanayi ve istihdam demek, bu da Kürdistan Bölgesi’ne katma değer sağlıyor. Bu vizyon BAE ve diğer Körfez ülkelerindeki modelle de örtüşüyor.
Rûdaw: Küresel trendlere dönecek olursak; yanılmıyorsam Washington’da bir konuşmanızda Hürmüz'deki aksamayı ve deniz anlaşmalarının ihlalinden doğan durumu "ekonomik şok" olarak tanımladınız. Gazınız yerelde kullanılıyor olsa da, bölgedeki jeopolitik istikrarsızlık sizi ne kadar etkiliyor?
Mecid Cafer: Enerji güvenliği artık ulusal güvenliktir çünkü enerji ekonominin can damarıdır. Herkes Yapay Zeka’ya (AI) odaklanmış durumda ama dijital devrim için gereken helyumun Katar’dan geldiğini, ABD’deki çiftçilerin Körfez’den gelen gübreye bağımlı olduğunu kimse düşünmüyor. Kürdistan’daki üretimimiz doğrudan Hürmüz’e bağlı olmasa da, Irak’ın yaşadığı mali zorluklar (maaşlar vb.) dolaylı olarak bizi ve bölge hükümetini etkiliyor. Umuyoruz ki bu durum geçicidir.
Rûdaw: Enerji şirketlerinin verimlilik kadar "dayanıklılığı" önceliklendirmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Bu felsefe Pearl Petroleum’u nasıl şekillendiriyor?
Mecid Cafer: Dayanıklılık; zor zamanlar için yedekli bir altyapı kurmaktır. Bu da alıcıları ve tesisleri çeşitlendirmek anlamına gelir. Daha önce hayal bile etmediğimiz siber güvenlik ve tesis koruma sistemlerine yüz milyonlarca dolar yatırmak zorunda kaldık. Enerji altyapısına saldırı, uluslararası hukuka göre bir savaş suçudur çünkü doğrudan halkın yaşamını etkiler. Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerin ekonomileri bizim bölgemizdeki savaş yüzünden sarsıldı. Dayanıklılık ayrıca "insan" demektir; şoklara uyum sağlayabilen kadrolar ve güçlü ortaklıklar demektir. Erbil ve Süleymaniye yetkilileriyle, çalışanlarımızla ve sanayi kuruluşlarıyla kurduğumuz uzun vadeli bağlar bizim en büyük dayanıklılığımızdır.
Rûdaw: Davos’ta Yapay Zeka ve veri merkezlerinin devasa enerji talebinden bahsetmiştiniz. Irak ve Kürdistan Bölgesi, elindeki gazı teknoloji yatırımı çekmek için kullanabilir mi?
Mecid Cafer: Kesinlikle. Ülke enerji zengini ancak önce elektrik ve sanayi gibi acil ihtiyaçları karşılamalıyız. Savaş döneminde BAE’deki veri merkezleri bile zarar gördü, bu yüzden önce barışı tesis etmeliyiz. Ancak gaz varlığı, veri merkezleri gibi yüksek enerji isteyen teknoloji yatırımları için gelecekte büyük bir mıknatıs olacaktır. Şimdilik demir ve çimento ile başladık ama teknoloji bir sonraki adım olabilir.
Rûdaw: Son iki sorum. Kürdistan Gaz Projesi’ne bugüne kadar 3.5 milyar dolardan fazla yatırım yaptınız...
Mecid Cafer: Aslında şu an 4 milyar dolara çok yakın.
Rûdaw: Peki, önümüzdeki yıllar için uzun vadeli vizyonunuz nedir?
Mecid Cafer: Sözleşmelerimiz 2049 yılına kadar devam ediyor. 20 yıldır buradayız ama aslında daha yeni başlıyoruz. Tahkim süreçleri, IŞİD, Kovid ve güvenlik saldırıları nedeniyle gecikmeler yaşadık. Artık yerel elektrik ihtiyacını tam kapasite karşılıyoruz. Şimdi Çemçemal üzerinden sanayiye ve federal hükümete gaz sağlama aşamasına geçiyoruz. Çemçemal için başlangıç aşamasının ötesinde, günlük 400 milyon fit küp üretim artışı sağlayacak devasa bir 2 milyar dolarlık yatırım planımız var. Bunun için milyarlarca dolar taze sermaye gerekiyor. Yatırım için en önemli şey güvendir; sözleşmelere ve haklara saygı duyulması her yatırımcı için temel esastır.
Rûdaw: Son sorum; yakın zamanda Ziya Cafer Enerji Politika Merkezi'ni kurdunuz. İlham kaynağınız neydi ve bölgenin geleceğine nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?
Mecid Cafer: Belirtmeliyim ki bu kurumsal bir bağış değil, ailemizin özel bir hibesidir. Kürdistan Bölgesi’ndeki Amerikan üniversitelerinin (Duhok ve Süleymaniye) başarılarından çok etkilendik. Büyükbabam Dr. Ziya Cafer, Irak’ın İmar Bakanı olduğu dönemde Kral 2. Faysal ile birlikte Dokan ve Derbendixan barajları gibi dev projeleri hayata geçirmişti. O barajlar bugün hala hidroelektrik üretiyor. 1958’den 2008’e kadar bölgeye tek bir yeni çivi çakılmamışken, bugün Kürdistan Bölgesi’nin akılcı politikalarıyla roller değişti; artık Irak bölgeden enerji alıyor. Ziya Cafer anısına verdiğimiz burslar ve kurduğumuz merkezle; petrol mühendisliği, ekonomi ve enerji politikaları alanında uzmanlar yetişmesini, Kürdistan ve Irak’ın geleceğine bilimsel katkı sunulmasını amaçlıyoruz. Bu ortaklıklardan gurur duyuyoruz.
Rûdaw: Washington stüdyomuza konuk olduğunuz için çok teşekkürler, Mecid Cafer.
Mecid Cafer: Ben teşekkür ederim, burada olmak bir zevkti.
