Haber Merkezi - Avrupa Birliği’nin (AB) iltica sistemini kökten değiştirmeyi hedefleyen geniş kapsamlı göç paketi, aylar süren siyasi pazarlıkların ardından bugün (12 Haziran 2026) itibarıyla uygulanmaya başlandı. Yeni düzenleme, sınır prosedürlerini sıkılaştırırken üye ülkeler arasında "zorunlu dayanışma" mekanizmasını getiriyor.
Avrupa genelinde göç yönetimini tek bir çatı altında toplamayı hedefleyen "Göç ve İltica Paktı" resmen yürürlüğe girdi.
AB’nin göçten sorumlu yetkilisi Magnus Brunner, reformun hayata geçmesiyle birlikte Avrupa'nın ilk kez kapsamlı bir sisteme kavuştuğunu belirterek, "Bu reform üye ülkelere sınırları üzerinde daha fazla kontrol imkanı tanıyacak" dedi.
Sınırlarda biyometrik tarama dönemi
Yeni sistem uyarınca, AB topraklarına düzensiz yollarla giren göçmenler, yedi güne kadar sürebilecek sıkı bir kimlik ve güvenlik taramasından geçirilecek.
Bu süreçte sığınmacıların yüz hatları ve parmak izi gibi biyometrik verileri merkezi bir veritabanına kaydedilecek.
Yapılan tarama sonucunda, kimlerin hızlandırılmış prosedürle sınır dışı edileceği, kimlerin ise standart iltica sürecine dahil edileceği belirlenecek.
Düşük kabul oranlı ülkelere hızlandırılmış ret
Reformun en dikkat çeken maddelerinden biri olan "hızlandırılmış sınır prosedürü", sığınma şansı düşük görülen kişileri kapsıyor.
Özellikle Fas ve Bangladeş gibi, vatandaşlarının iltica başvurularının en az yüzde 80'inin reddedildiği ülkelerden gelenlerin dosyaları 12 hafta içinde karara bağlanacak.
Bu kişiler, başvuru sonuçlanana kadar sınır bölgelerine yakın merkezlerde tutulacak ve reddedilmeleri halinde hızla menşe ülkelerine gönderilecek.
Üye ülkeler için "Ya mülteci ya para" seçeneği
Yeni kurallar, Yunanistan, İtalya ve Malta gibi "öncü" ülkelerin üzerindeki yükü hafifletmeyi amaçlayan bir dayanışma mekanizması sunuyor.
Buna göre, diğer üye devletler ya belirli bir kota dahilinde sığınmacıları kendi ülkelerine kabul edecek ya da kabul etmedikleri her bir sığınmacı için ilgili ülkeye 20 bin euro ödeme yapacak.
Sistem kapsamında yılda en az 30 bin sığınmacının yerleştirilmesi hedefleniyor.
Kriz anlarında esnek koruma
Paket, 2015-2016 yıllarındakine benzer ani ve kitlesel göç dalgaları ya da göçün "siyasi bir araç" olarak kullanıldığı (Belarus ve Rusya örneğinde olduğu gibi) durumlar için acil müdahale mekanizması içeriyor.
Bu tür kriz anlarında üye ülkelere, sığınmacılara tanınan standart korumaları geçici olarak azaltma ve gözaltı sürelerini uzatma yetkisi veriliyor.
Hak örgütlerinden 'insani kriz' uyarısı
Yürürlüğe giren reform paketi, insan hakları örgütleri tarafından sert bir dille eleştiriliyor. Hak savunucuları, yeni sistemin çocuklar dahil olmak üzere sığınmacıların büyük çoğunluğunun uzun süre gözaltı merkezlerinde tutulmasına yol açacağını savunuyor.
Ayrıca, bir düzineye yakın üye ülkenin henüz gerekli altyapıyı tamamlamadığı ve biyometrik veri kayıtlarında teknik aksaklıklar yaşandığı bildiriliyor.
Siyasi gözlemciler, Avrupa'da yükselen aşırı sağın ve sertleşen kamuoyu algısının, AB yönetimini insani kaygılardan ziyade güvenlik odaklı bir politikaya ittiğine dikkat çekiyor.
