Brüksel (Rûdaw) - Avrupa Birliği’ne (AB) üye 27 ülkenin lideri, Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir araya geldi. Zirvenin ana gündem maddesi, İran ile ABD arasında varılan ve bölgedeki dengeleri değiştiren yeni mutabakat.
AB liderleri, Perşembe ve Cuma günlerini kapsayan zirvede, İran ve ABD arasındaki anlaşmanın sonuçlarını kapalı kapılar ardında değerlendiriyor.
Savaşın durması AB için hayati önem taşısa da anlaşmanın detayları, Hürmüz Boğazı’nın geleceği ve İran’daki insan hakları ihlalleri Avrupalı liderler arasında temel tartışma noktalarını oluşturuyor.
Almanya Şansölyesi Merz: Silahların susması büyük bir adım
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, zirve öncesi yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris’te İran ile imzaladığı anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Merz, “Başkan Trump’ın dün Paris’te İran ile imzaladığı anlaşmayı hararetle karşılıyorum. Bu, silahların susması ve Hürmüz Boğazı’ndan serbest geçişin yeniden garanti altına alınması adına atılmış büyük bir adımdır. Alman hükümeti olarak, bu sürecin bize nasıl fırsatlar sunduğunu ve nerede yardımcı olabileceğimizi sükunetle tartışıyoruz” dedi.
Kaja Kallas: Yaptırımların kaldırılması için henüz erken
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise yaptırımlar konusunda daha temkinli bir duruş sergiledi. Yaptırımların kaldırılmasının belirli şartlara bağlı olduğunu vurgulayan Kallas, şunları söyledi:
“Net şartlarımız var. İran’a yönelik farklı yaptırım paketlerimiz mevcut. Nükleer programla ilgili yaptırımlar, eğer bir nükleer anlaşma sağlanırsa üye ülkeler tarafından elbette konuşulacaktır. Ancak bir de insan hakları ihlallerine yönelik yaptırımlarımız var ki İran’da insan haklarının her zamankinden daha kötü durumda olduğunu görüyoruz. Ayrıca seyrüsefer özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik yaptırımlarımız da sürüyor. Şartlar uygun olduğunda yaptırımların kaldırılmasını tartışacağız ama henüz o noktada değiliz.”
Azınlıklar ve Kürtlerin hakları gündemde
Zirvede sadece güvenlik ve ekonomi değil, İran’daki azınlıkların ve özellikle Rojhılat’taki (İran Kürdistanı) Kürtlerin durumu da ele alınıyor.
Estonya Başbakanı Kristen Michal, Avrupa’nın elinde diplomatik ve ekonomik kozlar olduğunu hatırlatarak, “Avrupa, İran’daki azınlık haklarının garanti altına alınması için diplomasi ve Avrupa pazarına erişim kartlarını kullanabilir. Avrupa bazen yavaş hareket edebilir ama bu, insanların korunduğu ve iş birliğinin kalıcı olduğu güvenli bir pazar olduğu anlamına gelir. Avrupa’nın bu konuda etkisi büyüktür” değerlendirmesinde bulundu.
AB, bir yandan sanayi ve tarım sektörü için enerji arzını güvence altına alacak istikrarlı bir Ortadoğu arzusu taşırken, diğer yandan bölgedeki insan hakları, kadın hakları ve dini özgürlükler konusunda hassas bir denge kurmaya çalışıyor.