Atlantic Council Irak Girişimi Direktörü ve eski ABD Dışişleri Bakanlığı Irak Masası Sorumlusu Victoria Taylor, Rûdaw’ın Washington Haber Müdürü Diyar Kurda ile yaptığı röportajda, Başbakan Ali Zeydi liderliğindeki yeni Irak hükümetinin kurulmasının ardından Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin karşı karşıya olduğu güvenlik ve siyasi zorluklara ışık tutuyor.
Taylor, Şii milislerin silahsızlandırılmasının yeni başbakanın temel görevlerinden biri olduğunu ancak bu sürecin başarısının Şii, Kürt ve Sünni taraflar arasında kapsamlı bir koordinasyon gerektirdiğini ve sadece siyasi açıklamalarla uygulanamayacağını belirtti.
Kürdistan Bölgesi'nin iç durumuna ilişkin olarak Taylor, Ekim 2024 seçimlerinden sonra hükümet kurma sürecinin tıkanması nedeniyle KDP ve KYB'yi sert bir dille eleştiriyor ve Washington'da Kürt birliğinin olmamasının Kürt halkının çıkarlarına büyük zarar verdiğine dikkat çekiyor.
Röportajın bir başka bölümünde Taylor, Eylül 2026'da ABD ile Peşmerge arasındaki mutabakat zaptının süresinin dolma riskinden bahsediyor; reformların yavaşlığı ve KDP ile KYB arasındaki süregelen anlaşmazlıklar nedeniyle ABD'nin zaptı yenileme ve Peşmerge'ye mali yardımını sürdürme konusunda ciddi bir istek göstermediğini, buna karşın Irak kuvvetlerine desteğinin devam ettiğini söylüyor.
Washington'ın Peşmerge'ye desteğinin devamı için Kürt taraflarının hem reform sürecinde ilerleme sağlaması hem de bu desteğin ABD'nin çıkarlarına da hizmet ettiğini ortaya koyması gerektiğini belirtti.
Taylor ayrıca, Erbil-Bağdat arasında bütçe, petrol, gelir paylaşımı ve tartışmalı bölgeler gibi kronik sorunların çözümü için diyalog iradesinin olumlu olduğunu ancak kalıcı çözümler için her iki tarafın da kapsamlı ve ciddi adımlar atması gerektiğini söyledi.
Atlantic Council Irak Girişimi Direktörü ve eski ABD Dışişleri Bakanlığı Irak Masası Sorumlusu Victoria Taylor’un Rûdaw’a verdiği röportaj şöyle:
Rûdaw: Çok teşekkürler Victoria, Rûdaw’a geldiğin için.
Victoria Taylor: Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.
Rûdaw: Victoria, biliyorsun ki Irak'ın yeni bir hükümeti var ve bu hükümet hem yurt içinde hem de uluslararası düzeyde birçok sözler verdi. Ancak yeni Irak Başbakanı'nın önündeki en büyük görev, Irak'taki milis grupların silahsızlandırılması. Gelecek ayın ortasında Washington'ı ziyaret etmesi bekleniyor. Sence o bu sorunu çözebilir mi, yoksa daha önceki başbakanların deneyip başarısız olduğu gibi çözemeyeceği büyük bir zorluk mu?
Victoria Taylor: Gerçek şu ki, bu sadece Başbakan'ın kendi çabaları ve desteğiyle sona erecek bir görev değil. Bu, Şii Koordinasyon Çerçevesi'nin kapsamlı bir çabasını gerektiriyor; aynı şekilde Kürt ve Sünni siyasi liderlerin de desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Bu sorun bir gecede ortaya çıkmış bir şey değil. Milislerin siyasi ve ekonomik açıdan sayıca ve güççe artması nedeniyle yıllar boyu sürekli büyüyen bir sorundur. Bu grupların gerçek ve ciddi adımlar atması için tüm Irak siyasi sisteminin baskı oluşturmak üzere birlikte çalışmasının önemli olacağını düşünüyorum. Mukteda el-Sadr, Kays el-Hazali ve diğerlerinin açıklamaları olumlu adımlardır ancak tek başına açıklamalar yeterli değildir. Bu, silahların teslim edilmesi için pratik adımlara, bu birimlerin çoğunun komuta yapısının doğrudan Irak güvenlik güçlerine bağlı olması ve sadece Tahran'ın talimatıyla hareket etmemesi için değişime ihtiyaç duyar. Bunların sadece içi boş siyasi açıklamalar mı yoksa bu grupların güçlerinin bir kısmından vazgeçmeye hazır olduklarına dair anlamlı işaretler mi olduğunu görmek zaman alacaktır.
Rûdaw: Kürtlerin ve Sünnilerin bu sürece yardımcı olabileceğini belirttin. Kürtlerden kastın nedir? Bu durumda nasıl yardımcı olabilirler?
Victoria Taylor: Bence gerçek şu ki, bu silahlı grupların çoğu aynı zamanda siyasi güçlerdir; kendi siyasi partileri vardır ve sistem içindeki bir dizi siyasi partiyle, aralarında Kürt siyasi liderlerin de bulunduğu özel ilişkileri mevcuttur. Bu nedenle, ellerinden geldiğince, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB), Şii siyasi liderlerle ve bu silahlı liderlerin bazılarıyla olan ilişkilerini, onları silahsızlanma yönünde gerçek adımlar atmaya teşvik etmek için kullanmaları gerektiğini düşünüyorum.
Rûdaw: Bu silahlı grupların bir kısmı Kürdistan'a saldırıyor. Silah bırakmak ve Irak savunma sistemine dahil olmak konusunda Kürdistan'daki siyasi liderleri nasıl dinleyeceklerki?
Victoria Taylor: Bence çeşitli milis grupları arasında büyük farklılıklar var. Bazıları sahada aktif olarak yer alıyor ve silah bırakmaya hiç niyetleri olmadığını çok net bir şekilde belirttiler. Herhangi bir düzeydeki siyasi ilişkinin bu tutumu değiştirebileceğini sanmıyorum. Gördüğümüz şey, bazıları siyasi ilişkilere sahip olan belirli siyasi liderlerin olumlu açıklamalarıydı. Biz de KYB liderliği ve KDP liderliğinin bazı zamanlarda bu liderlerin bir kısmıyla bir araya geldiğini biliyoruz. Bu yüzden şimdi, herkesin bu hedefe ulaşmak için elinden geldiğince siyasi ve ekonomik gücünü kullanması gereken bir zamandır. Ancak bazı grupların kendi istekleriyle silah bırakmaya asla hazır olmayacaklarını da göz ardı etmiyorum.
Rûdaw: Irak'ın yeni başbakanının parlamentoda hiçbir siyasi desteği olmadığını biliyoruz. Kendisi, ABD'nin bir önceki başbakan adayı üzerindeki vetosundan sonra bir çözüm olarak göreve geldi. Sence ABD'nin desteği, Irak'taki bu sorunları çözmek için yeterli mi? Sence kendisi Koordinasyon Çerçevesi'nin tam desteğine sahip mi, yoksa başka seçenekleri kalmadığı için mi onu desteklediler?
Victoria Taylor: Hükümet kurma süreci için altı ayın uzun bir süre olduğu açık ama yapılamayacak kadar da uzun değil. Başbakan Zeydi seçilmeden önce, Koordinasyon Çerçevesi'nin çoğunluk desteğini alamayan birçok aday vardı. Bunun kendisi için önemli olacağını düşünüyorum. Kuşkusuz, Amerika Birleşik Devletleri'nin desteği çok önemli; milislerin silahsızlandırılmasına ilişkin destek ve baskılar da öyle. Ancak sadece bu hedefi değil, diğer birçok önemli hedefi de gerçekleştirmek için Koordinasyon Çerçevesi içindeki o çoğunluk desteğini koruyup koruyamayacağını görmemiz gerekiyor. Senin de dediğin gibi, kendisinin özel bir siyasi partisi yok ama adaylığı sürecinde hem Maliki cephesinin hem de Sudani cephesinin desteğini almayı başardı. Tüm işaretler, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı'nın da güçlü desteğine sahip olduğunu gösteriyor. Bu, Koordinasyon Çerçevesi'nin birlik içinde kalacağı anlamına gelmez. Belirli konularda bölünme sinyalleri var. Bence onun manevra yapma ve ihtiyaç duyduğu bu tür siyasi desteği koruma konusundaki yeteneğini görmemiz gerekecek.
Rûdaw: Yeni Başbakan Ali Zeydi'nin yakın zamanda Washington'ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaretten beklentilerin neler? Sence ABD, Zeydi geldiğinde ABD Başkanı'na ve yönetimine ne söylemesini bekliyor?
Victoria Taylor: Bence Amerika Birleşik Devletleri, hükümet kurma süreci boyunca en öncelikli hedefinin milislerin silahsızlandırılması olduğunu çok net bir şekilde ortaya koydu. Yönetimin, Mukteda el-Sadr, Kays el-Hazali ve Şibl el-Zeydi'nin bu konudaki açıklamalarını görmekten çok memnun olduğunu düşünüyorum. ABD'nin Başbakan'dan, bu silahsızlandırma sürecini sürdürmek için hükümet tarafından gerçek bir takip yapılacağına dair net bir mesaj duymak isteyeceğini düşünüyorum. Ayrıca ABD'nin, Amerikan ticareti hakkında da olumlu mesajlar duymak isteyeceğini düşünüyorum.
Kuşkusuz, Başkan'ın kendisi de bir iş insanı olarak, ticaret dünyasından gelen bir başbakan görmekten memnuniyet duyabilir. Koordinasyon Çerçevesi de özellikle enerji sektöründe Amerikan şirketleriyle anlaşma yapma konusundaki istekliliğini göstermeye çalıştı. Bence bu şirketler ve ABD hükümeti, Irak'ın ticari ortaklıkları genişletmeye açık olduğuna dair olumlu bir mesaj duymak istiyor.
Rûdaw: Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkiler üzerine birkaç soru sormak istiyorum. Sence Irak'taki bu yeni hükümetle birlikte; gelirlerin paylaşımı, bütçe, tartışmalı bölgeler ve Erbil ile Bağdat hükümetleri arasında uzun süredir devam eden tüm o anlaşmazlıklar yeniden mi düzenlendi?
Victoria Taylor: Bunların Bağdat ile Erbil arasında tarihi sorunlar olduğu açık; bazılarının kökeni anayasanın farklı yorumlanmasına, bazıları ise hiç çıkarılmamış ve çözülmemiş yasalara dayanıyor. Başbakan Zeydi ile Başbakan Mesrur Barzani arasında görüşmelerin yapılmış olmasını çok olumlu buluyorum. Kesinlikle Başbakan Zeydi tarafından, Erbil ile iyi bir ortaklık kurma isteğine dair olumlu sinyaller verildiğini düşünüyorum; ancak bence bunların tümü çözülmesi zor meseleler. Diyaloğa katılma arzusu ve isteğinin olması önemli, ancak bu tarihi sorunlara kalıcı bir çözüm bulmak için her iki tarafın da kapsamlı bir çaba göstermesi gerekiyor.
Rûdaw: Sence Kürt siyasi partilerinin, özellikle KDP'nin Bağdat'ta (aktif) bulunmaması, iki hükümet arasındaki anlaşmazlıkların oluşmasında nasıl bir faktör oldu?
Victoria Taylor: Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin, KDP'nin üst düzey liderleri de dahil olmak üzere Bağdat'ta çok aktif bir temsilinin olmasının çok önemli olacağını düşünüyorum. Kuşkusuz KYB, Bağdat'ta çok aktif bir şekilde yer aldı ve bir dizi Şii siyasi liderle ilişkiler kurdu. Bu katılımın sadece bir siyasi parti çerçevesinde olmaması önemlidir. Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin ve Kürt halkının Bağdat'ta birçok çıkarı var. Bence her iki partinin de bu katılımı sadece kendi siyasi parti çıkarları için değil, Kürt halkının genel çıkarlarını ilerletmek için kullanmaları daha iyi olurdu.
Rûdaw: Erbil ile Bağdat arasında bir başka anlaşmazlık daha var ki bu, ABD ve Kürdistan Bölgesi'nde faaliyet gösteren uluslararası şirketler ve uluslararası toplum için çok önemli; bence bu yönetim için de öyle, o da petrol ve gaz meselesi. Bu petrol ve gaz meselesine nasıl bakıyorsun? Sence Erbil ve Bağdat, özellikle yeni Irak hükümetinin Kürdistan Bölgesi'ndeki petrol şirketlerine ve uluslararası petrol şirketlerine daha fazla güvenlik desteği sağlama ve şu ana kadar bir petrol ve gaz yasası olmamasına rağmen bu konular üzerinde çalışma sözü vermesiyle bu sorunu birlikte çözebilirler mi?
Victoria Taylor: Irak-Türkiye petrol boru hattı anlaşmasının Temmuz ayında sona ermesine yaklaştığımız açık. Uluslararası petrol şirketleri ile Erbil ve Bağdat arasında, nasıl ilerleneceği konusunda çok aktif bir katılımın olması bence çok önemli. Üretimin yeniden başlamasına ve petrol ihracatının devam etmesine olanak tanıyacak bazı çözümlere yakın zamanda ulaşmanın yolları olduğunu düşünüyorum; ancak bence bu sorunların bazılarının kökeni, kaynakların genel paylaşımı konusunda Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlıklara dayanıyor. Şu ana kadar hiçbir taraftan temel gerçek sorunları çözmeye yönelik kapsamlı bir çaba görmedim. Bunun Kürdistan Bölgesi mi yoksa Bağdat için mi en öncelikli iş olacağı henüz net değil, ancak bence Kürt halkı ve Irak hükümeti için bu çok önemli gelir kaynağının devam edebilmesini sağlamak için önümüzdeki süreçte çok aktif bir şekilde sürece dahil olmaları gerekiyor.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi'nin iç sorunları hakkında konuşmaya geçecek olursak; KDP ve KYB arasındaki ilişkileri nasıl görüyorsun? Buna ek olarak, şu an işleri yürüten (geçici) bir hükümetin olduğu, aktif bir hükümetin ve aktif bir parlamentonun bulunmadığı bir Kürdistan Bölgesi'ne nasıl bakıyorsun? Yıllardır tartışıyorlar, toplanıyorlar ama sahada hiçbir sonuç görmüyoruz. Bu, Washington'dan nasıl görünüyor?
Victoria Taylor: Bunun kesinlikle Ekim 2024 seçimlerinden beri takip ettiğim bir konu olduğunu söyleyebilirim. Bir hükümetin kurulamamış olmasının büyük bir utanç olduğunu düşünüyorum. Bence sorumluluk gerçekten her iki tarafa da ait. Hükümetin kurulmasını sağlayacak gerçek bir çözüme ulaşmak için yeterince çaba gösterildiğini düşünmüyorum. Temel sorun ise kuşkusuz, KYB ve KDP liderliği arasındaki derin ve ciddi anlaşmazlıklardır. Mevcut geçici hükümet Kürdistan Bölgesi'nin karşı karşıya olduğu bazı sorunları çözebilse de Kürt halkı oy verdiği o hükümeti hak ediyor. Seçim yapmamızın önemli bir nedeni, seçmenlere ve halka kendi yeni liderlerini seçme fırsatı vermektir. Seçim sürecinin uygulanmasının bir parçası olarak yeni bir hükümet kurulmalıdır; ancak sonuçta KYB ve KDP arasında büyük bir bölünme görüyorum. Siyasi partilerin genellikle büyük bir rekabet içinde olduğunu çok iyi anlasam da her iki tarafın da hükümetin bir an önce kurulmasına izin verecek bir uzlaşmaya varması önemlidir.
Rûdaw: Sen önceki yönetim için çalıştın, yani ABD hükümeti içinde Irak ve bölge üzerine çalıştın, şimdi de Washington'daki ana araştırma merkezlerinden birinde çalışıyorsun. Washington buna nasıl bakıyor? Bunu bir iç çekişme olarak mı görüyorlar? KDP'yi mi suçluyorlar yoksa KYB'yi mi? Aktif bir hükümetin, yeni bir hükümetin ve aktif bir parlamentonun olmadığı bir bölgeyi nasıl görüyorlar? Washington buna nasıl bakıyor?
Victoria Taylor: Bence farklı görüşler var. Herkes her iki tarafın hükümeti kurmak için birlikte çalışmasının önemli olduğunu söylese de bunun ABD yönetimi için en öncelikli konu olduğunu sanmıyorum ve bunun nedenini de anlıyorum. Hükümetlerini kurma sorumluluğu gerçekten Kürt siyasi liderlerine aittir. Bu hükümeti kurmaları için her iki tarafa baskı yapmak Amerika Birleşik Devletleri'nin sorumluluğu değildir. Bunu yapmak onların elindedir.
Rûdaw: Eğer bunu yapmazlarsa, bu durum Washington'daki Kürt imajına zarar verir mi? Sadece hükümeti değil, belki Kongre'den yönetime, araştırma merkezlerine ve burada çalışan insanlara kadar tüm kurumları kastediyorum. Kuşkusuz, önemsemeyenlerin çıkarları Kürtlerin çıkarlarıyla örtüşmüyor ve farklıdır. Ancak bu durum Washington'daki Kürt imajına nasıl zarar verir?
Victoria Taylor: Sorunun hükümet kurmanın bile ötesine geçtiğini söyleyebilirim. Bence asıl büyük sorun, Washington'da Kürt çıkarlarını savunan tek bir sesin olmamasıdır. Her iki siyasi partinin Washington'da ayrı ayrı çalıştığını ve bazen aynı konu üzerinde çalışmadıklarını görüyorsunuz. Bence şu anki büyük sorun budur. Bunun sonuçlarını bazı durumlarda gördük; çünkü Irak Kürtlerinin ve Kürt halkının çıkarlarını etkileyen birçok konu vardı. Birkaç tanesini örnek verebilirim: Suriye'nin kuzeydoğusunda şiddet olayları yaşandığında, bunun sadece bölgedeki Kürt halkı için değil Irak Kürdistan Bölgesi için de neden zararlı olduğu konusunda Washington'da ve ABD hükümeti nezdinde Irak Kürt siyasi liderlerinden birleşik bir ses çıkmadı. Çoğu Irak Kürdistanı'nda yaşayan İran Kürtlerine büyük bir ilginin olduğu dönemde de bu konuya nasıl yaklaşılacağı konusunda Washington ve ABD hükümeti ile çalışan tek bir Kürt sesinin olmadığını gördük. Bu nedenle hem KDP hem de KYB liderlerinin müzakere masasına dönmenin bir yolunu bulmalarını umuyorum. Bence yeni bir seçim çok farklı bir sonuç üretmeyecek ve sadece zaten çok uzun sürmüş olan süreci daha da uzatacaktır.
Rûdaw: Bence bu, mesele üzerine net bir bakış açısıydı. O halde Peşmerge konusuna geçelim. Kürdistan Bölgesi ve siyasi partiler 1992'den beri Peşmerge güçlerini birleştirmeye çalışıyor. Yaklaşık 32 yıl oldu. Ancak hala bu güçler birleşmiş değil. Buna nasıl bakıyorsun, Kürdistan Bölgesi Hükümeti neden Peşmerge güçlerini birleştiremiyor ve bu durum uluslararası düzeyde Kürt imajına nasıl zarar veriyor?
Victoria Taylor: Bence bu da az önceki konuşmamızla bağlantılı. Süleymaniye ve Erbil'in gün geçtikçe daha fazla çatıştığı bir dünyada, Peşmerge'nin böyle bir durumda birleşebileceği bir gelecek görmüyorum. Bu sadece bir güvenlik meselesi değil. Sadece pratik bir mesele de değil. Bu siyasi bir meseledir. Peşmerge reformunda gerçek ve somut bir ilerleme görmek için Erbil ve Süleymaniye arasındaki bu temel siyasi sorunların daha anlamlı bir şekilde çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki ilerleme eksikliğinin, Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından bu sürece verilen desteğe kesinlikle zarar verdiğini düşünüyorum ve bence bu durum, Eylül 2026'da bu mutabakat zaptının süresinin dolmasına neden olabilir.
Rûdaw: Bu mutabakat zaptı ve ayrıca ABD’nin Peşmerge güçleri için ayırdığı bütçe hakkında bir soru sormak istiyordum. Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) taslağında dikkatimi çeken şey, Irak kuvvetleri için ödenek ayrılmışken Peşmerge güçleri için hiçbir ödeneğin bulunmamasıydı. Bu bir; ikincisi ise hem ABD’li yetkililerden hem de Kürt yetkililerden duyduğuma göre ABD, bu mutabakat zaptını yenileme konusunda bir istek göstermemiş. Amerika Birleşik Devletleri neden bu zaptı yenilemiyor ve neden Peşmerge güçlerine bütçe sağlamazken aynı zamanda Irak kuvvetlerine bütçe sağlıyor?
Victoria Taylor: Kuşkusuz, ABD hükümeti adına konuşamam ancak benim anladığım kadarıyla, genel olarak bu yönetim dünya genelinde ABD yardımlarını azaltmış durumda.
Rûdaw: Seninle aynı fikirdeyim ama Peşmerge güçleri için değil, Irak kuvvetleri için ödenek ayırdılar. Peşmerge güçlerinin IŞİD ile mücadelede çok önemli olduğunu ve IŞİD tehlikesinin o bölgede hala devam ettiğini de biliyoruz.
Victoria Taylor: Bence ABD yardımlarını azaltma yönünde bir irade var. Genel olarak bu yönetimin odak noktası, tüm Orta Doğu'daki ABD askeri varlığını azaltmak oldu. Bu durum, Eylül 2025'te IŞİD'i yenme operasyonunun sona ermesi ve ABD güçlerinin Erbil'e nakledilmesiyle birlikte federal Irak'ı da kapsıyor. Bu yönetimin, IŞİD'i yenme operasyonu için Erbil üzerinden sağlanan bu lojistik desteği sona erdirecek olan müzakere edilmiş anlaşmalara bağlı kalacağını bekleyebiliriz. Bu nedenle, Peşmerge reform sürecinde çok az ilerleme kaydedildiği, ABD'nin Irak'taki askeri varlığını azaltma isteği ve genel olarak ABD yardımlarını azaltma iradesini içeren bu büyük resme bakarsak; Peşmerge'ye verilen ABD desteğinin sadece Kürtlerin çıkarlarına değil, ABD'nin çıkarlarına da hizmet ettiğine dair bir mesaj göndermek için gerçekten birlikte çalışmak Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin ve her iki Kürt siyasi partisinin sorumluluğundadır.
Rûdaw: Bu soruyu son sorum olarak soruyorum. Büyükelçi Tom Barrack'ın Irak Özel Temsilcisi olarak atanmasıyla ilgili; Tom Barrack'ın çok pragmatik olduğunu, çözüm odaklı olduğunu ve sorunların etrafında dönüp dolaşmadığını biliyoruz. O, sorunlara çözüm bulmaya çalışır. İnsanların hoşuna gider ya da gitmez, bu ayrı bir konu. Buna nasıl bakıyorsun? Sence Tom Barrack, Kürt siyasi partilerini bir araya getirip bir hükümet kurmalarını sağlamada ve aynı zamanda Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde daha büyük ve belirleyici bir rol oynayacak mı?
Victoria Taylor: Gerçek şu ki, Tom Barrack bu göreve resmi olarak yeni atanmış olsa da aslında Mark Savaya'nın özel temsilcilikten ayrılmasından bu yana aylardır Irak politikasını yönetiyor. Şu ana kadar Büyükelçi Barrack'ın, ABD'nin rolünü Kürdistan Bölgesi hükümetinin kurulmasında en aktif oyuncu olarak gördüğünü sanmıyorum. Bu, onun daha aktif bir şekilde müdahil olma kararı almayacağı anlamına gelmez. Ancak bu ekibin kendisini bundan sorumlu gördüğünü sanmıyorum. Bence şu anda KDP ve KYB, bu arabuluculuk rolünü oynaması için ABD'ye güvenmemeli. Hükümetin kurulmamış olmasının üzücü olduğunu düşünüyorum. ABD'nin çıkarına olan şeyin, belki de daha aktif bir rol oynamayı düşünmek olduğunu düşünüyorum. Ancak sonuçta sorumluluk Kürt siyasi liderliğinin omuzlarındadır.
Rûdaw: Çok teşekkürler Victoria. Irak, Kürdistan, Orta Doğu ve tüm bölge hakkındaki gözlemlerin her zaman dikkat çekici. Rûdaw’a katıldığın ve görüşlerini paylaştığın için çok teşekkürler.
Victoria Taylor: Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.
